
Yazar destekli yayıncılık, bir kitabın nasıl yayımlandığından çok, yazarın yayın sürecine nasıl yaklaştığını belirleyen bir modeldir. Bu nedenle mesele yalnızca maliyet paylaşımı ya da üretim biçimi değildir; beklentiler, sorumluluklar ve yazarlık anlayışıyla doğrudan ilişkilidir. Aynı yayın modeli, bir yazar için işlevsel ve güçlendirici olabilirken, bir başkası için yorucu ve karşılıksız bir deneyime dönüşebilir.
Bu yazı, yazar destekli yayıncılığı “iyi” ya da “kötü” olarak sınıflandırmayı amaçlamaz. Aksine, bu modelin kimler için anlamlı bir seçenek sunduğunu ve kimler için uygun olmadığını netleştirmeyi hedefler. Modelin ne olduğu ve nasıl işlediğine dair ayrıntılı bir çerçeve için “Yazar Destekli Yayıncılık Nedir?” başlıklı yazımıza da göz atabilirsiniz.
Bu nedenle konuya, kimler için mantıklı olduğundan çok, kimler için mantıklı olmadığı sorusuyla başlamak daha sağlıklıdır.
Öncelikli beklentisi “bir yayınevi beni seçsin” olan yazarlar için bu model uygun değildir. Keşfedilmeyi, yönlendirilmeyi ve sürecin büyük bölümünün başkaları tarafından yürütülmesini bekleyenler, yazar destekli yayıncılıkta aradığını bulamaz. Çünkü bu modelde yazar, sürecin merkezinde yer alır; karar alma sorumluluğunu devretmez, paylaşır. Bu da pasif bir bekleyişten ziyade bilinçli bir katılım gerektirir.
Benzer şekilde, kitabın yayımlanmasını sürecin sonu olarak görenler için de yazar destekli yayıncılık işlevsel değildir. “Kitap basıldı ve bitti” yaklaşımı bu modelle örtüşmez. Aksine, yayımlanma anı bir başlangıç noktası olarak kabul edilir. Okurla temas kurmak, görünürlük sağlamak ve süreklilik oluşturmak, yazarın sürece yayımlandıktan sonra da dahil olmasını gerektirir.
Buna karşılık, süreci kontrol etmek isteyen yazarlar için yazar destekli yayıncılık mantıklı bir çerçeve sunar. Kitabını yalnızca bir metin olarak değil, bir yayın projesi olarak ele alan; editoryal süreçleri anlamak ve yayıncılık kararlarına dahil olmak isteyen yazarlar için bu model işlevseldir. Bu yaklaşımda yazar, sadece metnin sahibi değil, sürecin bilinçli bir parçasıdır.
Yazar destekli yayıncılık, beklentilerini netleştirmiş yazarlar için uygundur. Kitabının ne olduğunu, ne olmadığını ve ne olamayacağını baştan düşünenler için. Her kitabın çok satmayacağını, her metnin geniş kitlelere ulaşmayacağını bilen ama buna rağmen üretimini ciddiye alan yazarlar için. Bu model, gerçekçi beklentilerle kurulan bir yazarlık ilişkisinde anlam kazanır.
Öte yandan, tüm sorumluluğu yayınevine bırakmak isteyenler için bu model uygun değildir. Editoryal, tasarımsal ve üretim süreçlerinin nasıl işlediğini bilmek istemeyen, yalnızca sonuçla ilgilenen yazarlar bu yapıda zorlanır. Çünkü yazar destekli yayıncılıkta şeffaflık esastır. Şeffaflık ise ilgisizlikle bir arada durmaz.
Yazar destekli yayıncılık ne bir kestirme yol ne de bir zorunluluktur. Doğru beklentilerle ve doğru ellerde kullanıldığında işlevsel bir yayın modelidir. Yanlış varsayımlarla yaklaşıldığında ise hayal kırıklığı üretir.
Sonuç olarak mesele, hangi yayın modelinin “daha iyi” olduğu değildir. Asıl soru, hangi modelin hangi yazar için daha doğru olduğudur. Yazar destekli yayıncılık, kendi üretim sürecine bilinçle dahil olmak isteyen yazarlar için güçlü bir imkân sunar; ancak bu imkân, beklentiler netleşmeden anlam kazanmaz. Yayıncılıkta sağlıklı bir yolculuk, doğru modeli doğru yerde seçmekle başlar.
